Turkish Stories
This channel has been prepared to help people practice Turkish whether it’s their mother language or second language while having fun listening to stories that are designed to improve their language.
This channel has been prepared to help people practice Turkish whether it’s their mother language or second language while having fun listening to stories that are designed to improve their language.

Turkish Stories for Turkish Learners
By following these podcasts, you can improve your Turkish language. Equip your headphones and listen to these podcasts in your free time, even while walking, sleeping, driving, cycling, and more. These podcasts will be beneficial in your understanding of the Turkish language. We advise all who learned Turkish at the basic level.
Episodes

Wednesday Apr 16, 2025
TÜRK MİSAFİRPERVERLİĞİ / Türkçe Hikayeler
Wednesday Apr 16, 2025
Wednesday Apr 16, 2025
TÜRK MİSAFİRPERVERLİĞİ
Sizlere Ord. Prof. Dr. Anna Masala’nın kendi ağzından Türk mutfağını ve Türk misafirperverliğini anlattığı bir anısını aktarmak istiyorum:
“Yanlış hatırlamıyorsam tanıdığım bütün Türklerin evinde yemek yedim. Konya’da Selçuklu yemeği, Eskişehir’de Tatar yemeği yedim. Zenginlerin ve fakirlerin evinde kahvaltı ettim, öğle ve akşam yemekleri yedim. Bazen birbirleriyle aynı günde evlerine davet eden dostları kırmamak için üç kez akşam yemeği yediğim bile oldu.
Türkiye’de misafirperverlik anlayışı çok farklıdır. Anadolu’da en fakir köylü bile tek tavuğunu misafiri için keser ve ona yedirir.
Ben, dünyanın en iyi mutfaklarından biri olan Türk mutfağını ve Türk sofrasını çok severim. Her sofra bir gökkuşağı gibidir: altın renkli börekler, gümüş baklalar, yeşil kırmızı çoban salataları, beyaz peynirler, her çeşit et yemeği, imam bayıldı, pilavlar, fasulye, tarhana ve tatlılar...
Bir kere Prof. Ziya Umur, Suha Umur ve eşleriyle birlikte Prof. Sahir Erman’ın misafiri oldum. Büyük bir otelin lokantasındaydık. Yemek çeşitleri gerçekten kırk bir miydi bilmem ama çok çeşitli vardı. O akşam “imam bayıldı” veya “hünkarbeğendi” gibi yemek adlarının anlamını çözdüm. Her birimiz için içinde gül yaprakları olan bir tasla ılık su ve muhteşem sıcak peçeteler geldi. Otel, o akşam gözümde âdeta bir Osmanlı sarayına dönüşüverdi.
Türk misafirperverliği sadece yemeğe dayanmaz; sanırım sadece Türkiye’de “diş kirası” âdeti vardır. Yani misafirlere ev sahibi tarafından bir hediye verilir. Eski dönemlerde büyükler misafirlere altın para hediye ederlermiş. Şunu bilmelisiniz ki bir Türk’ün misafiri olursanız ondan mutlaka bir hediye alırsınız.
Mesela bana, boncuklar, bilezikler, yemeniler, kıymetli kitaplar, el işçiliği tabaklar, gümüş bir ayna ve daha birçok güzel hediye verildi.
Anadolu’da bazı köylerde misafir odalarında, işlemeli divanlar, yastıklar ve renk renk halılar arasında uyuduğum da olmuştur. Halının üzerinde bir tepsi, tepside çay, meyve ve fıstık görüntüsü unutamadığım anlardandır.
Sabah erken saatte, namaz vaktinde, küçücük bir minareden gelen ezan sesleriyle ev halkı uyanır ve kahvaltı edilirdi. O köy evi de bir saray oluverirdi.

Saturday Mar 15, 2025
TÜRK MUTFAĞI / Türkçe Hikayeler
Saturday Mar 15, 2025
Saturday Mar 15, 2025
TÜRK MUTFAĞI
Türk mutfağı, Türkiye’nin ulusal mutfağıdır. Osmanlı kültürünün mirasçısı olan Türk mutfağı, Balkan ve Ortadoğu mutfaklarından etkilenmiş ve aynı zamanda bu mutfakları da etkilemiştir. Ayrıca Türk mutfağı yörelere göre farklılıklar gösterir. Karadeniz mutfağı, Güneydoğu mutfağı, Orta Anadolu mutfağı gibi birçok yöre kendine ait zengin bir yemek kültürüne sahiptir.
ÇORBALAR
Çorba özellikle kış aylarında Türk mutfağının vazgeçilmez bir parçasıdır. Mercimek çorbası, ezogelin çorbası, yoğurt çorbası ve tarhana çorbası en çok tercih edilen çorbalardır. Ancak Türk mutfağı bunların yanı sıra sayısız miktarda çorbalar içerir. Etler, sebzeler ve baklagiller genellikle çorbaların ana malzemeleridir. Et suyu, un, yoğurt ve sebzeler çorbaların besleyici bir hale getirmek için kullanılır.
ET YEMEKLERİ
Türk mutfağındaki et yemeklerinin çoğu kebaplar, köfteler ve tencere yemeklerinden oluşmaktadır. Kebaplar genellikle lokantalarda yenen ve ızgara yöntemiyle pişirilen yemeklerdir. Kebaplar arasında döner kebap en sevilenler arasındadır. Ayrıca Bursa iskender kebabı, Adana kebabı, Urfa kebabı ve pirzola da çok yaygındır.
Köfteler, kıymanın, ekmek içi, soğan ve çeşitli baharatlarla yoğurulmasıyla hazırlanır. Köfteler, ızgara, fırınlama, kızartma veya sulu yemek olarak yapılabilir. Akçaabat köftesi, İnegöl köftesi, Tekirdağ köftesi yurt çapında en çok sevilen köfteler arasındadır.
SEBZE YEMEKLERİ
Türk mutfağı sebze yemekleri açısından da çok zengindir. Dolmalar ve etli sebze bunların en meşhurlarındandır.
Etli fasulye, karnıyarık, etli kabak, etli bezelye, etli türlü, etli mercimek ve nohut, etli ıspanak, lahana ve pırasa dâhil çok sayıda yemek mevcuttur. Aynı zamanda birçok sebze ızgara yöntemiyle ve kızartılarak pişirilebilir.
HAMUR İŞLERİ
Lahmacun, etli ekmek, pide, mantı ve börekler, Türk mutfağının en sevilen hamur işleri arasındadır. Ayrıca pilav ve makarnalar da bu sınıfa katıldığında çok geniş bir çeşitlilik ortaya çıkar.
SOĞUK VE SICAK İÇECEKLER
Dünyanın her yerinde sevilen gazlı içecekler ve meyve sularının yanı sıra Türk mutfağının kendine has içecekleri de mevcuttur. Yoğurdun sulandırılmasıyla yapılan ayran tamamen Türkiye’ye özgü bir içecektir. Bunun dışında şalgam suyu ve şerbet de Türkiye’nin kendine özgü soğuk içecekleri arasındadır.
Sıcak içecekler arasında Türk kahvesinin ve Türk çayının özel bir yeri vardır. Türk kahvesi kabaca çekilmiş kahvenin cezve denilen uzun saplı kaplar içinde pişirilmesiyle hazırlanır. Dünya çapında ün kazanmış olan Türk kahvesi fincan denilen küçük bardaklar içinde servis edilir.
TATLILAR
Türk mutfağı tatlılar açısından oldukça zengindir. Baklava, kadayıf, lokma gibi hamurlu tatlılar; muhallebi, keşkül, kazandibi, sütlaç gibi sütlü tatlılar; hoşaf ve kompostolar, revani, helva, aşure ve kabak tatlısı gibi tatlılar Türk mutfağında geniş yer tutar.
Baklava, Türk mutfağının en tanınmış tatlıları arasındadır. Çok ince açılmış yufkanın arasına fındık, ceviz veya Antep fıstığı konulur ve fırında pişirilir. Bu karışım daha sonra şerbetle tatlandırılarak servise hazır hâle getirilir.
Revani, irmik helvası gibi bazı tatlıların yapımında irmik kullanılır. Türkiye’deki dini inançlar arasında yer alan aşure; buğday, kuru üzüm, fasulye ve nohut gibi birçok bitkisel malzeme kullanılarak hazırlanan bir tatlıdır. Kabak tatlısı, bal kabağının üzerine şeker eklenerek pişirilir. Bu tatlı sonbahar ve kış aylarında tercih edilen Türk mutfağına has bir tatlıdır.

Wednesday Feb 26, 2025
ANNECİĞİM / Türk Şiiri
Wednesday Feb 26, 2025
Wednesday Feb 26, 2025
ANNECİĞİM
Ak saçlı başını alıp eline,Kara hülyalara dal anneciğim!O titrek kalbini bahtın yeline,Bir ince tüy gibi sal anneciğim!
Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,Gecenin ardında yine gece var;Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!
Gözlerinde aksi bir derin hiçin,Kanadın uyumuş, çırpınmak için;Bu kış yolculuk var, diyorsa için,Beni de beraber al anneciğim!
Necip Fazıl KISAKÜREK

Saturday Feb 15, 2025

Monday Feb 03, 2025
Edison ve Annesi / Türkçe Hikayeler
Monday Feb 03, 2025
Monday Feb 03, 2025
Edison ve Annesi
İnsanlık tarihinde önemli bir yer edinmiş ünlü kişilerin çoğu üzerinde, kadınların etkisi büyük olmuştur. Büyük mucit Edison da çoğu zaman annesinin etkisi altında kalmıştır. Başarılarının birçoğunu annesine borçludur. Anlama güçlüğü çektiği düşünülerek okuldan uzaklaştırıldığında bile annesi oğluna çok güveniyordu. Küçük Edison’un kimseye benzemediğini, ileride onu çok parlak bir geleceğin beklediğini tahmin ediyordu.
Günün birinde Edison’un annesi çok ağır bir hastalığa tutuldu. Vakit gece yarısıydı ve hastanın bekletilmeden, hemen ameliyat edilmesi gerekiyordu. Doktor, ışık yetersizliğinden dolayı bu ameliyatı yapamayacağını söylemişti. Küçük dâhi, annesini mutlaka kurtarmak istiyordu. Annesi onun için kutsal bir varlıktı. Ölmemeliydi.
Edison, düşündü, taşındı. En sonunda, odanın her yanını aynalarla kaplarsa ışığın çoğalacağını, o zaman doktorun da ameliyat yapmaya razı olacağını düşündü. Komşu dükkânlardan toplandığı aynaları birkaç aya getirdi. Oda inanılmayacak derecede aydınlandı, ameliyat yapıldı. Böylece Edison da sevgili annesinin hayatını kurtarmış oldu.
Ailesinin geçimini sağlamak ve çalışmalarını sürdürebilmek için trende gazete bile satan Edison’u hiçbir engel durdurmuyordu.
Edison, çalışmalarının ilk neticesini 1868’de yaptığı buluşuyla aldı. Bu buluşu, seçimler sırasında oyların kolayca sayılabilmesi için elektrikle çalışan bir aletti.
Edison daha küçük yaşta fotoğrafçılığa merak sarmıştı. Gençlik yıllarını da telgrafhanelerde çalışarak geçirdi. Bu arada, telgrafla haberleşme sistemini daha mükemmelleştirmek için çok uğraştı, telgrafla ilgili birçok buluş yaptı. Edison, yeni icat edilmiş olan telefonu da geliştirmek için çalıştı. Telefonu herkesin kullanabileceği hâle getiren de odur.
Edison’un buluşları arasında en önemlilerden biri de fotoğraftır. Telgrafhanede çalışırken gelen telgrafları daha kolay yazabilmek için gerekli sesli “teyp” icat etmişti. Bir süre bu buluşları gizledi. Herkes onun telgrafları hatasız ve çabucak alışına şaşırıyordu.
Edison, 1879’da, sonuçsuz kalan kırk bin deneyden sonra ilk ampulü yapmayı başardı. Bundan sonra elektrikle ilgili buluşlar üzerinde çalıştı. 1891’de, hareket eden fotoğrafları görüntü oluşturan ilk sinema makinesini yaptı.
Edison, elli yıllık araştırmaları sonucunda, büyük ölçüde yüklü 1033 buluşun patentini almış ve dünyanın en verimli mucidi unvanını kazanmıştır.
Hayat Ansiklopedisi

Thursday Jan 23, 2025
BAYRAK / Türkçe Hikayeler
Thursday Jan 23, 2025
Thursday Jan 23, 2025
BAYRAK
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü!Işık ışık, dalga dalga bayrağım!Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanınMezarını kazacağım.Seni selamlamadan uçan kuşunYuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…Gölgende bana da, bana da yer ver!Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.Yurda ay yıldızının ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü günKızıldığında ısındık;Dağlardan çöllere düştüğümüz günGölgene sığındık.
Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;Barışın güvercini, savaşın kartalı…Yüksek yerlerde açan çiçeğim;Senin altında doğdum,Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:Yer yüzünde yer beğen!Nereye dikilmek istersen,Söyle, seni oraya dikeyim!
Arif Nihat ASYA

Tuesday Jan 14, 2025
Milli Değerlerimiz / Türkçe Hikayeler
Tuesday Jan 14, 2025
Tuesday Jan 14, 2025
MİLLÎ DEĞERLERİMİZ
Tarih boyunca milletlerin vazgeçmedikleri, gönüllerinden çıkarmadıkları önemli değerler vardır. Bu önemli değerler, milletlerin heyecanını ve yaşama hevesini artırır. Çünkü bu değerler, toplumların ve milletlerin varoluş sebebidir.
Bir milleti millet yapan değerlerin başında millî ve manevi değerler gelmektedir. Vatan, bayrak, millî marş, kültür, dil gibi unsurlar millî değerlerimizi; din ise manevi değerlerimizi ifade etmektedir. Bütün milletler için bu değerler çok önemlidir ve devletler, başka devletler ve milletlerle ilişkilerinde bu millî değerleri göz önüne almak zorundadır. Ancak Türk milletinin gönlünde bu değerler, olmazsa olmaz dedirtecek kadar çok önemlidir. Bu değerler için ne bedeller ödendiğini millet olarak çok iyi biliyoruz. Örneğin İstiklal Marşı’mız: İstiklal Marşı bizim millî gururumuzdur. Çünkü İstiklal Marşı’nı incelediğimizde, Türk milletinin kurtuluş mücadelesindeki kahramanlığını ve bu marşın yazılmasına neden olan olayları anlayabiliriz. Bunun için İstiklal Marşı’nı söylerken pür dikkat oluruz.Vatan, sadece toprak parçası değildir.Vatan, üzerinde yaşayan milletler için hürriyet demektir. Esaret altında olmamak demektir. Türk milleti için bunun ne demek olduğunu şanlı tarihimize baktığımız zaman örnekleri ile görürüz.Bayrak, devletlerin bağımsızlığını temsil eder. Ay yıldızlı bayrağımız Türk milletinin bağımsızlığının sembolü olduğu için onurumuzdur. Ay yıldızlı bayrağımız Türk milletinin kendisidir. Çünkü şanlı bayrağımız, kırmızısını, aziz şehitlerimizin kanından almıştır. Bayrağımız bizim sevdamızdır. Onu her zaman, her yerde hatırlar ve onda yüce Türk milletinin onur ve gururunu hissederiz.
Millet olarak; örf, âdet, gelenek, şiir, hikâye, müzik ve edebiyatımıza sahip çıkmakla birlik ve beraberliğimizi güçlendirmiş oluruz. En önemli değerlerinizden biri de dilimizdir. Bizim dilimiz Türkçedir.
Nesiller arası çatışma çıkmaması için dilimizi çok iyi bilmeliyiz. Gelecek nesillerle sağlıklı bir iletişim kurabilmemiz, dilimizin bozulmadan kullanımına bağlıdır.
Millî değerlerine sahip çıkamayan devletlerin geleceğini başkaları belirler. Türk milletinin bütün fertleri bunu çok iyi bildiği için millî değerlerine sahip çıkar. Onu her şeyden üstün tutar, gerektiğinde çekinmeden kendini feda etmesini bilir.
Eyüp ÜMİT (Düzenlenmiştir.)

Monday Jan 06, 2025
Türkçemiz / Türk Şiiri
Monday Jan 06, 2025
Monday Jan 06, 2025
TÜRKÇEMİZ
Annenden öğrendiğinle yetinmeÇocuğum, Türkçe’ni geliştir.Dilimiz öylesine güzel kiDurgun göllerimizce duru,Akar sularımızca coşkulu…Ne var ki çocuğum,Güzellik de bakım ister!
Önce türkülerimizi öğren,Seni büyüten ninnilerimizi belle,Gidenlere yakılan ağıtları…Her sözün en güzeli Türkçemizde,Diline takılanları ayıkla,Yabancı sözcükleri at!
Bak, devrim ne güzel!Barış, ne güzel!Dayanışma, özgürlük…Hele bağımsızlık!En güzeli, sevgi!Sev Türkçe’ni, çocuğum,Dilini sevenleri sev!
Rıfat ILGAZ

Tuesday Dec 31, 2024

Monday Dec 23, 2024
TÜRKÇE OLİMPİYATLARI / Turkish Stories
Monday Dec 23, 2024
Monday Dec 23, 2024
TÜRKÇE OLİMPİYATLARI
Avrupa’dan, Amerika’dan, Afrika’dan, Asya’dan ve Avustralya’dan gelen yüzlerce Türkçe sevdalısı genç, Türkiye’ye beşinci mevsimi yaşatıyor. Tam on iki yıldır Türkçe Olimpiyatları’na katılan gençler bizlere bu neşeyi, bu sevinci ve bu gururu tattırıyorlar.
Bize benzemiyorlar ama bizim gibi konuşuyorlar, bizim şiirlerimizi, bizim şarkılarımızı okuyorlar. Sonra da ülkelerine dönüyorlar. Onları gözümüzle görmesek, seslerini duymasak bunun bir rüya olduğunu düşüneceğiz. Onları başka gezegenlerden gelmiş uzak akrabalarımız zannedeceğiz.
Böyle sıra dışı güzelliklerin ancak hayallerde ya da rüyalarda olabileceğini düşünürüz. Ama o rüyayı çok uzun yıllar önce birileri görmüş ve bu hayali gerçeğe dönüştürmek için başka memleketlere gitmişler. Şimdi de bu gidişin bir meyvesi olan öğrenciler Türkçe Olimpiyatları’nda yarışmak için Türkiye’ye geliyorlar.
Türkçe konuşan, şarkı söyleyen, şiir okuyan bu öğrenciler, beni duygulandırıyor ve bana gurbete gidişin hüznünü yaşatıyor. Bana “Eskici” hikâyesini hatırlatıyor. Bu acıklı hikâyede olaylar şöyle gelişir:
O talihsiz savaş yıllarının ardından Hasan, önce babasını sonra da annesini kaybeder. Beş yaşındaki yetim Hasan, komşularının yardımıyla vapura bindirilir ve Filistin’deki halasının yanına gönderilir. Dilini bilmediği insanların yanında olan Hasan, hatırladığı üzere. Bir gün halası, sokaktan bağırarak geçen bir ayakkabı tamircisini çağırır. Küçük Hasan, bahçede ağzına bir avuç çivi doldurarak ayakkabıyı tamir eden adamı hayretle seyretmeye başlar. Bir aralık nerede, kimlerle olduğunu unutan çocuk, adamla Türkçe konuşmaya başlar:
– Çiviler ağzına batmaz mı senin?
Eskici, başını şaşkınlıkla kaldırıp Hasan’ın yüzüne bakar:
– Türk çocuğu musun be?
Hasan:– İstanbul’dan geldim…
Eskici:– Ben de o taraflardan, İzmit’ten geldim, der.
Altı aydan beri susan Hasan, durmadan, dinlenmeden, nefes almadan, o nazik sesiyle sürekli konuşur. Adam, artık erişemeyeceği yurdunun bir deresini, bir rüzgârını, bir türküsünü dinliyormuş gibi çocuğu dinler. Sonra işini bitirir ve kalkıp gitmeye hazırlanır. O zaman görür ki memleketlisi minik Hasan ağlıyor. Eskici, başka söz bulamaz.
– Ağlama be, ağlama be!
Hasan, bir daha Türkçe konuşacak birini bulamayacağı için ağlamaktadır.
Hasan ve Hasan gibilerin yaşadığı karanlık rüyaların üzerinden çok yıllar geçti. Hasan konuşacak bir adam bulamadığı için sustuğu Arabistan çöllerinde, Afrika’da binlerce çocuk şimdi Türkçe konuşuyor. Şimdi yedi kıtanın herhangi bir yerine yolu düşen Türkler, mutlaka Türkçe konuşan birine rastlıyor.
Peki, nasıl oldu bu? Dünya nasıl Türkçe konuşur oldu? Hepsinin cevabı bu misafirlerimizin ışıltılı gözlerinde saklı. Bu ışık ellerde, yüreklerde saklı. “Dünya dili, dünyada kalır.” diyen dillerde saklı. En önemlisi de o fedakâr Anadolu insanının gönlünde saklı. Şu anda bu olimpiyatlara 140 ülkeden 1500 öğrenci katılıyorsa; rüyalar, hayaller gerçeğe dönüşmüş demektir. Bize de beşinci mevsimin güzelliklerini yaşamak kalıyor.
Ali ÇOLAK(Düzenlenmiştir.)

About Us
Nile Learning Center was established in Egypt in 1998 with the permission of the Egyptian Ministry of National Education. There are two branches of the center for men and women in one of the modern districts of Cairo, Nasr City. For more information please visit our website:
www.nilecenter.org




